SOMA’dan biz mühendislere çıkarılacak dersler..


Soma

Geçtiğimiz günlerde inanılmaz bir kaza mı deyim felaket mi deyim bilemiyorum ama 301 vatandaşımızın şehit olmasıyla sonuçlanan bir olay gerçekleşti. Medya ve siyasiler günlerce bu elim kazayı konuştular ve tartıştılar. İhmallerden kaynaklı tutuklamalar da soruşturma neticesinde gerçekleşiyor. Benim soylemek istediklerim biraz farklı, orada gerceklesen felakettten her kurum ve kisinin yapması gerektiği gibi cikarmamiz gereken derslerden, kendi adıma cikardiklarimdan bahsetmek istedim.
Fabrikalarda, tesislerde,  kucuk atolyelerde de olmak üzere ozellikle uretimin oldugu her yerde is güvenliği faktorlerine dikkat etmemiz gerekiyor . Yanlis hatirlamiyorsam 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Haziran 2012 tarihinde yayınlarında ve Ocak 2013 tarihinden itibaren hayatımıza girdi. 2013 yılında hayatımıza giren yeni yasada ilk aşamada yapılacaklardan biri çalışanların temel iş güvenliği eğitimleri ile 50 kisi ve uzerinde eleman bulunduran yerlerde is guvenligi uzmani, hekim bulundurmak zorunda olmasıydı. Hatta bu nedenle is güvenligi uzmanligina da talep gün geçtikçe artmakta.  Öğrenciyken staj yaptığım bir yerde ve çalıştığım iş yerinde biz de bu önlemleri bizzat uygulayip, uygulatattık.
20-30 yıllık baba mühendislerimiz, abilerimiz , hocalarımızın bu konuda çok daha tecrübeli ve söyleyecek daha fazla sözü vardır tabiki fakat ben de nacizane birkaç şey paylaşmak istedim.
Mühendisler olarak, yıllanmış ustalarla, o işyerinde uzun süredir çalışanlar ve aynı işi kendisine gösterildiği gibi uzun süredir yapan insanlarla anlaşmak çok zor. Hele bir de yeni mezun veya o işyerinde yeni başladıysanız genellikle sizi dinlemezler, dalga geçmeye çalışırlar, sizi denerler vs. bunları çoğumuz biliriz. ( Doç. Dr. Ali Oral hocamın benimsediğim çok güzel bir lafı vardır, yeni mezunlar işe yeni başladığınız zaman herşeye atlamayın, orada sizden tecrübeli ustalar vardır, mühendisler vardır. Sizi yerler der. Çok da haklıdır. Bu konuda dikkatli olunuz, söyleceklerinizi, yapacaklarınızı tartınız. ) Her iş yerinde iş kazası olabilir sadece imalat yapılan yerlerde diyemeyiz ancak imalat yapılan yerlerdeki oran çok daha yüksektir.
Çalışanlar her zaman işin kolayın kaçarlar, en basit, en kolay olanı seçerler, tabi bu da genellikle en güvensiz olan yöntemi seçmek demek oluyor. Çok basit bir örnek üzerinden gitmek istiyorum; yüksek bir yere çıkacaklarsa merdiven getirmeye üşenirler hemen altına bir teneke vs ne varsa onun üstüne çıkıp tam olarak yetişemez bir de uzanarak parmak uçlarında iş yapmaya çalışırlar. Tam bu noktada günün birikmiş yorgunluğuyla bir anlık baş dönmesi ve hoop aşağı düşüş. Eğer şanslıyla ayakta kalır veya başını bir yere vurmaz. Gülünür geçilir… Bakın hiç birşey olmadı! Herşey aynı düzende devam ediyor,  gereken iş başarılı, çalışan da halletim işimi bak ne oldu diyor. Sen de endişe ettiğinle kaldın. Aslında binde bir olması muhtemel birşey oldu, yani birşey olmadı!!!
Evet şimdi diğer senaryoda malesef çalışan arkadaşımız başını bir yere vurur talihsizlik olur ki bir şekilde vefat eder. Şimdi ne olacak! Bu işin sorumlusu kim, hemen soruşturmak açılır, aile firmadan şikayetçi olur, herkes sorgulanır, soruşturma sonucunda Fabrika Müdür, Üretim Mühendisi tutuklanır, Usta Başı’na kadar gider belkide. Neden? Çünkü biz sorumluyuz arkadaşlar! O adamı oraya çıkartmayacağız, o adam oraya çıkar! çünkü çalışanlar kolaya kaçar ve tembellik yapar. Az bir kısım bilinçle hareket eder. Biz ona gerekli eğitimi ve en önemlisi bu bilinci vereceğiz. Biz herşeyi ama herşeyi yaparız, elimizle merdiveni oraya kadar getiririz. Arkamızı döner gideriz, adam merdiveni kenara koyar ne uğraşcam der, çıkar tenekeye, düşer ve vefat eder. Sorumlu kim!
Yine staj yerinde bir çalışanla girdiğim diyaloğu anlatayım, döküm stajında yaklaşık 10 kişinin çalıştığı bir dökümhanede büyük bir parçanın dökümü yapılacak hazırlanan kum kalıbı neredeyse 200-250 kg geliyor. Bunu kaç kişi kaldırıyor dersiniz? 4 – 5 kişi nasıl bir vaziyette olduklarını düşünün tutacak yer yok, yürüyecek yer yok. Ezile, büzüle bağıra çağıra söve söve o dökümü yaptılar valla. 🙂  Diyorum ki ya abi siz ne yapıyorsunuz, kaldırmayın bunu yaa, beliniz ağrır şimdi anlamazsın ilerde çıkacak zaten, eklem yerlerinizi zorlarsınız vs. konuşuyoruz. Neden şuraya küçük bir vinç yaptırmıyorsunuz, istesenize patrondan vs. sayıyorum ben herşeyi. Adam ne dese beğenirsiniz. ” Ne var bunda diyo, bunu kaldıramazsak ayıp, biz neler kaldırdık diyo.” Böyle birşey olamaz ya 🙂 Bir de böyle işleri erkeklikten sayanlar var, kendine yediremiyor adam. Cahil ki ne cahil, kör cahil.. Fıtık olacaksın, yürüyemeyeceksin be adam.. Her iki durum da aynı, o adama birşey olsa sorumlusu yine oradaki amir, mühendis ve iş veren. Oysa adam hiçbir şeyin farkında değil görüyor musunuz. Adam erkeklik peşinde.
Dürüst olmak lazım, iş güvenliği faliyetleri firmalara yük olarak geliyor, aslında şöyledir ki  biz çalışanlar ( Patrondan, mühendislerden tutun işçilere kadar… ) kendi canımızın güvenliği için olan işleri yapmaya üşeniriz! Evet üşeniyoruz. Evraklar, yeni düzenlemeler, firmada, tesiste üretim katında, depoda vs. yapılacaklar bize zor gelir. Bunu açıkça gözlemledim, birçok yerde bu böyle. Tekrar söylüyorum, biz çalışanlar kendi can sağlığımız için yapmamız gerekenleri yapmaya üşeniyoruz, yapmıyoruz. Aksine işler yapılsın diye biz işvereni zorlamalıyız.
Biz yeni jenerasyon mühendisler, iş verenler, öğrenciler bir noktada bu işe dur dememiz gerekiyor. Malesef bizim dönemimize denk geldi bu büyük kazalar, bizzat şahit olduk ve gelecek neslin daha güvenle iş yapması için hatta şöyle deyim bizi kötü anmamaları için bizim birşeyler yapmamız gerekiyor, sorumluluk bizim yeni jenerasonda.
Bu işte bence en önemli şey, iş verenin bu bilinçte olması, en büyük görev ona düşüyor. Çünkü çalışanlar patronlarından hep korkar. Eğer patron çıksa şöyle birşey dese: Arkadaşlar hiç birşey canınızdan önemli değil, işleriniz yaparken dikkat edin. Bırakın iş geciksin, yavaşlasın, ama siz tedbirlerinizi alın. Amirlerinizi, mühendisleri dinleyin. Evinizde çoluk çocuğunuz var aileniz var.. vb. konuşma yapsa ve bunu iradesiyle sürekli hale getirse. O firmada mühendislerin ve amirlerin de desteğiyle iş kazaları en az iner. Hatta olmaz. Fakat şöyle şeyler oluyor, patrona yaranmak isteyen, işi çaktırmadan riskle hızlı yapıp bitiren ve tesadüfen kaza yapmadan işi bitirip insanları kötüye sevk edenler olabiliyor. Bunlara kesinlikle izin vermemeliyiz. Gerekirse bu insanları yaptıkları işten ötürü işten çıkarmalıyız. Yani patron demeli ki ve mühendisinlerine, müdürlerine tam yetkiyi vermeli ki ” Bir çalışan kendini düşünmeyip canını riske atarak iş yaparsa onu işten çıkarın! Çünkü kendi canını önemsemeyen benim malımı, senin canını neden düşünsün. ” diyerek duruşunu göstermelidir. Böyle olunca tüm çalışanalar kendine çeki düzen verecek ve canı pahasına iş yapmayarak, kendini korumaya çalışacaktır.
Daha söyleyecek o kadar çok şey var ki, bu konuda kitaplar yazılıyor, günler süren eğitimler veriliyor zaten. Özetlemek istersek, bence;

1 – İş yerlerinde iş kazalarının önlenmesi, ilk önce iş verenin iradesi ve iş güvenliğini önemsemesiyle başlar, yani işveren gerekli tüm techizatı almalı ve tüm çalışanlarını iş güvenliği konusunda kendi tavrını, işi çok önemsediğini göstermeli. Yukarıda anlattığımız gibi iş kazasına ve iş güvenliğine dikkat etmeyen çalışana taviz vermeyeceğini, kendi canını, başkasının canını riske atanı işten çıkaracağını söylemeli. Müdür ve mühendislerine iş güvenliği risklerine karşı tam yetkiyi vermeli. Çünkü iş veren her zaman işinin başında olamaz, bakın bu nedenle iş mühendislere düşüyor… ve bu nedenle de mühendis olarak ben, işverenimden ihtiyacım olan tam yetkiyi istemeliyim.
İş verene verdiğim önem şurdan geliyor aslında buna bizzat bir stajımda şahit oldum, ortamda çok gürültü vardı ve kulaklık takılması isteniyordu çalışanlardan. Takmazlarsa yıllar içinde sağırlık başlayacağı söyleniyordu, tabi çalışanlar takmıyordu, kulağım terliyor, pislenmiş vs. diye ( İşte burada da şu ince denge var, kulaklıklar da çalışanı rahatsız etmemeli, çabuk yıpranan birşey ise yenisi sorgusuz çalışana teslim edilmeli ki çalışan sıkıntı çekmesin. ) Ama patronu görür görmez hemen takıyolardı. Çünkü patron onları korkutmuş, iş güvenliği önlemlerine uymazlarsa tutanak yazıyor. Belirli bir tutanak sayısından sonra işten çıkarmaya kadar gidiyordu. Bakın ne güzel bir uygulama değil mi…

2- Çalışanların eğitimi aksatılmamalı, iş güvenliği konusunda bilinçlendirilmeli. Onlara; iş verenin de verdiği güven ve işverenin iradesi ile yaptıkları işin canlarından önemli olmadığını, evde ailelerinin ve çocuklarının onları beklediğini anlatlatmalı. İlerde karşılacakları sakatlıklardan ve rahatsızlıklardan örnekler vererek anlatmalı. Şunu bilmeliler: canları daha önemli acele etmesinler, ucuza ve kolaya kaçmasınlar. Nasılsa iş veren de bunu istiyor. O dikkatli çalışsın yeter…

3- Biz mühendisler ve iş verenler bu noktada yasaların verdiği sorumlulukla da , gördüğümüz aksaklıklara karşı önemlemlerimizi acilen almalı, iş veren bilgilendirilmeli, gerekirse onu korkutmalı. Başımıza gelen yakın zamanda yaşanan bu kötü olaylar hatırlatılarak işin ucunun kendisine de dokunucağı şeklinde uyarı yapılmalı. ( Malesef anlamayan işvereni böyle korkutmak lazım. Anlasa buna gerek kalmaz zaten. ) Çalışanlara taviz vermemeliyiz. Bunu uygulamak çok zor hele gençseniz sizi hiç dinlemezler ama biz duruşumuzla ve ciddiyetimizle uyarılarımızı sürdürmeli gerekirse iş durdurmalıyız.

Yasalar biz mühendisleri sorumlu tutuyor arkadaşlar, çalıştığınız yerlerde lütfen dikkatli olunuz. İş veren işten sıyrılır bir şekilde, sorumlu sensin der. Bazı şirketlerde şöyle yapılıyor. İş güvenliği için ekip kuruluyor, kafalarına göre adam seçiyorlar sen sorumlusun diyolar ama adamın haberi yok. İş yerinde olan bitenden haberiniz olsun, böyle şeyler yapılırsa da tavrınızı koyun. Allah göstermesin iş yerinizde böyle bir kaza olursa, son olaylarda da gördüğümüz üzere sorumlular mühendisler ve müdürler. Gözümüz ve zihnimiz daima açık olmalı bu konularda.

Yaptığımız iş güvenliği önemlerinin çalışanların sağlığı ve güvenliği için olduğunu ikna etmek çok zor. Kimi işçi ilgilenmiyor, ” Ne gerek var diyor. Çıkış kapısı yazsa ne olur yazmasa ne olur. Kapının yerini bilmiyorum mu diyor. ” Oysa bir deprem olduğunda panikten nereye kaçacağını şaşırıp duvara çarpan insan biliyorum…
Fakat yasa diyor ki, o istemese de yaptıracaksın! Yani personel yapmadı, istemedi diyerek kurtulamıyoruz. Bizim o iş güvenliği talimatlarını zorla uygulatmamız gerekiyor.

İmalat sektöründe çalışanlar katılacaktır eminim, çalışanların ve ustaların geçmişten gelen kendi tarzları var. Onların dışına çıkaramıyorsunuz, bir de bazı şeyleri erkeklik ve delikanlılık uğruna yapıyorlar ya da yılların ustayısım ben diyolar.
Dedik ya yasalar bizi sorumlu tutuyor, yapmasına müsade etmeyeceğiz…

Aşağıdaki linkte tamamını bulabileceğiniz bir makaleden alıntı :
“””
İŞ KAZASI  SONUCU  SORUMLULUKLAR

…. İş kazaları sonucu SSK Mevzuatı kapsamında Sosyal Sigortalar Kurumunca yapılan yardımlar ile Bireysel İş Hukuku kapsamında işverenden istenebilecek maddi ve manevi tazminatların boyutları ve doğuracağı sonuçları özet olarak aşağıda belirtilmiştir.
İş kazası sonucunda işverenler, hukuksal boyutu değişik olan 3  türlü dava ile  karşı karşıya kalabilmektedirler. Bunlar kazaya uğrayan işçinin açabileceği maddi ve manevi tazminat davaları ile Sosyal Sigortalar Kurumunun kazalanan işçiye yaptığı yardımları işverenden geri alma (rücu) davalarıdır.
Özel Hukuk kapsamında Borçlar Yasasının 332. maddesine göre; “işveren, işletme tehlikelerine karşı gereken önlemleri almak ve işçilere sağlığa uygun çalışma yeri sağlamak zor undadır.” İşverenin hizmet  akdi (iş sözleşmesi) nedeniyle işçiyi gözetme  borcu bulunmaktadır. Kamu Hukuku kapsamında ise İş Yasasının 77. maddesine göre; “işverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve    g er eçleri   noksansız   b ulundur makla” yükümlüdürler. İş Yasasının aynı maddesinin ikinci paragrafına göre de; “işverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini ver mek” zorundadırlar. Yine işverenler iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için, İş Yasasının 78. maddesine göre çıkarılmış olan tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen şartları yerine g etir mekle yükümlüdürler.  Bu yükümlülükleri yerine getirmeyerek “işçiyi gözetme borcu”na aykırı davranan işverenler kamu hukuku gereği özel hukuk hükümlerinden ayrı olarak idari yaptırımlarla da karşı karşıya kalırlar. İdari yaptırımlar; işin durdurulması, işyerinin kapatılması ya da para cezası şeklinde olabilmektedir. Ayrıca, ölümlü iş kazalarında TCY (Türk Ceza Yasasının) çeşitli maddelerine göre; “tedbirsizlik veya dikkatsizlikle ölüme neden olmak” suçlamasıyla hapis cezaları istenebilmektedir. …  “””
Bu linkte de bir yargıtay kararı var:
http://www.isgforum.net/threads/Önemli-bir-yargıtay-kararı-dikkat.6787/

Umarım açıklayıcı olabilmişimdir.

Kaynaklar :
– İş Kazalarından Doğan Sorumluluklar ( Makale )
http://www.riskmed.com.tr/index.php?option=content&task=view&id=293
http://www.duzcelokantacilarodasi.org.tr/detay.asp?id=19
http://www.csgb.gov.tr

 

Reklamlar

SOMA’dan biz mühendislere çıkarılacak dersler..’ için 2 yanıt

  1. makine mühendisi dedi ki:

    ümit çok güzel yazı olmuş. bahsettiklerinde haklısın. birde şunu eklemek istiyorum devlet çok güzel bir iş güvenliği yasası çıkardı. yalnız şurda hata yaptı; malum iş güvenliği uzmanının parasını işveren veriyor ve devlet gerekli gördüğünde bakanlığa veya ilgili kuruma şikayet etmekle yetkili kılıyor aynı zamanda bunu yapmadığında oluşacak sorundan kendisini sorumlu tutuyor . Malesef ülkemizde fazla iş ahlakı gelişmediğinden patronlar kendini şikayet edecek adam aramaz sadece zorunlu olduğu için alır. bu durumda da mühendis yerine daha ucuza çalıştırabileceği fef mezunu iş güvenliği uzmanına yönelir. bu uzman arkadaşlarda uzun süredir muhtemelen işsiz olduklarından ses çıkaramazlar. buna bir çözüm bulunur ve dediğin gibi işverenlerin daha iş ahlakı gelişirse bu ülkede iş kazları çok düşer. Ör: çimtaş… (arada devrik cümleler ve yazım hataları olabilir )

    • Yorumunuz için çok teşekkür ederim, bir başka açıdan çok güzel değerlendirmişsiniz. Kesinlikle bu iş ahlakı meselesi. İş güvenliği uzmanlarının ve çalışaların cesaretle sorunların üzerine gitmesi iş verenleri işlerini düzgün yapmaya zorlayacaktır. Bu birliktelikle iş ahlakını da oluşturabilirsek inş bu işi çözeceğiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s